20 Ağustos 2026, 16:06:30
Dolar 47,9553
Euro 56,1492
Altın 6.874,05
BİST 14.309,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 31°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
31°C
Parçalı Bulutlu
Per 32°C
Cum 34°C
Cts 32°C
Paz 31°C

“Bir Can Yanmadan Önlem Alınmalı”

“Bir Can Yanmadan Önlem Alınmalı”
20.08.2026 11:10
13
A+
A-

Orhangazi’de yaya güvenliği tartışması büyüyor: Gölyolu Kavşağı ve 25 yıllık yaya köprüsü gündemde

İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış’tan belediyeler ve ilgili kurumlara çağrı: “Bir can yanmadan gerekli düzenlemeler yapılmalı”

BURSA – ORHANGAZİ: Bursa’nın Orhangazi ilçesinde yaya güvenliği ve erişilebilir kent altyapısı konusunda yaşandığı belirtilen sorunlar yeniden gündeme taşındı. İYİ Parti Orhangazi İlçe Başkanı Bülent Bakış, özellikle Gölyolu Kavşağı’ndaki yaya geçidi ile Şehit Erhan Öztürk Parkı yürüyüş yolunun sonunda bulunan ve yaklaşık 25 yıllık olduğu belirtilen yaya köprüsüne dikkat çekerek ilgili kurumları inceleme ve gerekli düzenlemeleri yapmaya çağırdı.

Bakış, Orhangazi Belediyesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi, UKOME, Karayolları ve sorumluluğu bulunan diğer kurumların yaya güvenliği açısından söz konusu bölgeleri değerlendirmesi gerektiğini savundu.

Gündeme getirilen konu yalnızca bir kaldırım veya yaya geçidi düzenlemesi olarak değil; yaya güvenliği, erişilebilirlik, öğrenci ulaşımı ve kent planlaması başlıklarıyla birlikte tartışılıyor.

“Yaya geçidi tek başına yeterli değil”

Gölyolu Kavşağı’nda yaya geçidi bulunmasına rağmen, geçidin devamında yaya ulaşımının kesintiye uğradığı yönündeki eleştiriler, kent içindeki yaya bağlantılarının bütüncül planlanması gerektiği tartışmasını da beraberinde getiriyor.

Bir yaya geçidinin güvenli kabul edilebilmesi için yalnızca yol üzerine çizgilerin çekilmesinin yeterli olmadığına dikkat çekiliyor.

Yayanın karşıya geçtikten sonra güvenli biçimde kaldırıma ulaşabilmesi, güzergâhın devamlılığının sağlanması ve farklı kullanıcı gruplarının ihtiyaçlarının dikkate alınması gerekiyor.

Özellikle;

  • tekerlekli sandalye kullanan vatandaşlar,
  • baston veya yürüme desteği kullanan yaşlılar,
  • bebek arabasıyla hareket eden aileler,
  • çocuklar,
  • görme veya hareket kısıtlılığı bulunan bireyler

açısından yaya güzergâhlarının kesintisiz olması daha büyük önem taşıyor.

Bakış da bu noktaya dikkat çekerek, vatandaşların yaya geçidini kullandıktan sonra güvenli bir yaya bağlantısına ulaşabilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Kent güvenliğinde mesele yalnızca “geçit var mı?” sorusu değil

Yaya ulaşımında güvenlik değerlendirmesi yapılırken yalnızca yaya geçidinin bulunup bulunmadığına bakılması yeterli değil.

Yayanın güzergâhının başlangıcından varış noktasına kadar bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor.

Bir yaya geçidinin hemen sonrasında kaldırım bulunmaması veya mevcut kaldırımın devam etmemesi durumunda vatandaş farklı bir güzergâha yönelmek zorunda kalabiliyor.

Bu durum özellikle yoğun araç trafiğinin bulunduğu bölgelerde güvenlik açısından ayrıca incelenmesi gereken bir konu.

Dolayısıyla Orhangazi’de gündeme getirilen Gölyolu Kavşağı’nın da yaya ve araç hareketliliği birlikte değerlendirilerek teknik açıdan incelenmesi talep ediliyor.

“Kendinizi vatandaşın yerine koyun” çağrısı

Bülent Bakış’ın açıklamalarında dikkat çeken unsurlardan biri de kent altyapısının farklı kullanıcı gruplarının ihtiyaçlarına göre değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşım.

Tekerlekli sandalye kullanan bir vatandaş için birkaç santimetrelik kaldırım yüksekliği dahi önemli bir engel oluşturabiliyor.

Bebek arabası kullanan bir anne açısından kesintiye uğrayan kaldırım, güvenli güzergâhın sona ermesi anlamına gelebiliyor.

Yaşlı bir vatandaş için ise araç trafiğinin bulunduğu bölgeye çıkmak ciddi bir risk oluşturabiliyor.

Bu nedenle erişilebilirlik, yalnızca engelli vatandaşlara yönelik özel bir düzenleme değil, kentte yaşayan herkes için güvenli ulaşımın bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Şehit Erhan Öztürk Parkı’ndaki yaya köprüsü de gündemde

Orhangazi’deki tartışmanın ikinci önemli başlığı ise Şehit Erhan Öztürk Parkı yürüyüş yolunun sonunda bulunan yaya köprüsü.

Yaklaşık 25 yıllık olduğu belirtilen köprünün, Orkent, Soydaşkent ve Meslek Lisesi yönündeki yaya ulaşımında kullanıldığı ifade ediliyor.

Aradan geçen yıllar içerisinde bölgedeki nüfus, yapılaşma, araç trafiği ve yaya hareketliliğinin değişmiş olabileceğine dikkat çekilirken, köprünün güncel koşullara uygunluğunun teknik olarak değerlendirilmesi talep ediliyor.

Burada önemli nokta ise yapının yaşının tek başına güvenli olmadığı anlamına gelmemesi.

Bir yapının gerçekten risk taşıyıp taşımadığının belirlenebilmesi için uzmanlar tarafından teknik inceleme yapılması gerekiyor.

“Köprü sağlam mı?” sorusunun yanıtı teknik incelemede

Yaya köprüsüyle ilgili tartışmanın sosyal medya görüntüleri veya gözlemler üzerinden yürütülmesi yerine, yetkili teknik ekipler tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.

Bu kapsamda yapılabilecek incelemelerde;

taşıyıcı sistem,

zemin ve yürüyüş yüzeyi,

korkuluklar,

merdiven ve rampalar,

aydınlatma,

erişilebilirlik,

yapısal yıpranma,

yaya kapasitesi

ve yapının güncel standartlara uygunluğu değerlendirilebilir.

Eğer teknik inceleme sonucunda bakım veya güçlendirme ihtiyacı tespit edilirse gerekli çalışmaların yapılması, yapının ekonomik veya teknik açıdan kullanım ömrünü tamamladığının belirlenmesi halinde ise yenileme seçeneğinin değerlendirilmesi mümkün olabilir.

Öğrenciler açısından güzergâhın önemi

Yaya köprüsünün Meslek Lisesi yönünde ulaşım sağladığının belirtilmesi, öğrencilerin güvenliği açısından da konunun önemini artırıyor.

Okul güzergâhlarında yaya ve araç trafiğinin bir arada değerlendirilmesi gerekiyor.

Özellikle sabah ve okul çıkış saatlerinde yoğunlaşan yaya hareketliliği nedeniyle;

  • yaya geçitlerinin konumu,
  • araç hızları,
  • kaldırım genişlikleri,
  • görüş mesafesi,
  • yol aydınlatması,
  • trafik işaretleri,
  • yaya yoğunluğu

gibi unsurların birlikte incelenmesi önem taşıyor.

Çocukların kullandığı güzergâhlarda güvenlik önlemlerinin kaza sonrasında değil, risk ortaya çıkmadan önce alınması gerektiği vurgulanıyor.

Engelli vatandaşlar için erişilebilirlik talebi

Orhangazi’deki tartışmanın bir başka boyutunu ise engelsiz ulaşım oluşturuyor.

Türkiye’de erişilebilir kent politikalarının temel hedeflerinden biri, hareket kısıtlılığı bulunan vatandaşların herhangi bir yardım almadan mümkün olduğunca bağımsız biçimde kent içerisinde hareket edebilmesi.

Bu nedenle kaldırım düzenlemesi yapılırken yalnızca kaldırımın bulunması değil;

  • uygun eğimli rampalar,
  • kesintisiz yaya bağlantıları,
  • uygun yüzeyler,
  • yeterli geçiş genişliği,
  • güvenli yaya geçitleri,
  • gerekli durumlarda hissedilebilir yüzeyler

gibi unsurların da değerlendirilmesi gerekiyor.

Orhangazi’de yapılması talep edilen düzenlemelerin bu açıdan kapsamlı bir erişilebilirlik değerlendirmesiyle ele alınması bekleniyor.

Kurumlar arasındaki yetki tartışması vatandaşı ilgilendirmiyor

Yerel altyapı sorunlarında sık karşılaşılan problemlerden biri, farklı kurumların yetki alanlarının birbirinden ayrılması.

Bir yolun veya kavşağın hangi kurumun sorumluluğunda olduğu, kaldırım düzenlemesini hangi belediyenin yapacağı ya da trafik düzenlemesinde hangi kurumun karar vereceği idari açıdan önemli olabilir.

Ancak vatandaş açısından temel beklenti daha basit:

Güvenli ulaşımın sağlanması.

Bu nedenle kurumların kendi aralarındaki koordinasyonu sağlaması ve yetki alanına giren konularda gerekli işlemleri gerçekleştirmesi gerekiyor.

Bakış’ın çağrısı da bu nedenle tek bir kuruma değil, Orhangazi Belediyesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi, UKOME, Karayolları ve ilgili diğer kurumlara yöneltiliyor.

“Bir kaza yaşanmadan önlem alınmalı”

Yaya güvenliği tartışmalarında en önemli yaklaşım, risklerin kaza meydana gelmeden önce tespit edilmesi.

Bir bölgede kaldırım bağlantısının bulunmadığı veya yaya hareketinin araç trafiğiyle riskli biçimde kesiştiği tespit ediliyorsa, müdahale için mutlaka bir kazanın meydana gelmesi gerekmemeli.

Bakış da yaptığı çağrıda, olası bir kazanın ardından önlem alınması yerine mevcut sorunların önceden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Bu yaklaşımın temelinde önleyici kamu hizmeti anlayışı bulunuyor.

Orhangazi’de saha çalışmaları da sürüyor

Bülent Bakış’ın açıklamalarında yalnızca yaya güvenliği değil, ilçenin sosyal ve ekonomik yaşamına ilişkin başlıklar da yer alıyor.

Bakış’ın Şehit Erhan Öztürk Parkı’nda sürdürülen stand çalışmaları kapsamında vatandaşlarla bir araya geldiği, ilçenin sorunları ve vatandaşların beklentileri üzerine görüşmeler gerçekleştirdiği belirtiliyor.

Saha çalışması sırasında 3. Göz Medya Genel Koordinatörü İrfan Aydın’ın da standı ziyaret ederek Bakış ile Orhangazi gündemi üzerine görüş alışverişinde bulunduğu aktarılıyor.

Bu tür buluşmaların yerel yönetim ve siyaset açısından vatandaşların sorunlarını doğrudan aktarmasına imkan sağlayan alanlar oluşturduğu ifade ediliyor.

Yeni işletmeler ve sosyal yaşam da gündemde

İlçedeki sosyal ve ekonomik hareketlilik de Bakış’ın temaslarında yer alan başlıklardan biri.

Bakış’ın Last Coffee isimli işletmenin açılışına katılarak işletme sahiplerine hayırlı olsun dileklerini ilettiği belirtiliyor.

Yeni işletmelerin yalnızca ticari faaliyet açısından değil, ilçedeki sosyal yaşamın gelişmesi ve istihdam imkanlarının artması açısından da önemli olduğu değerlendiriliyor.

Özellikle gençlerin ve ailelerin vakit geçirebileceği sosyal alanların çoğalmasının Orhangazi’nin yaşam kalitesine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.

Orhangazi’nin yaya güvenliği için ne yapılabilir?

Uzmanların teknik değerlendirmesinin yerini tutmamakla birlikte, gündeme getirilen sorunların çözümüne yönelik ilk adımlar şu şekilde sıralanabilir:

1. Riskli noktalar tespit edilmeli

İlçe genelinde yaya trafiğinin yoğun olduğu bölgeler belirlenerek güvenlik denetimi yapılmalı.

2. Yaya güzergâhları bütün olarak incelenmeli

Yalnızca yaya geçitleri değil, geçidin öncesi ve sonrası da değerlendirilmelidir.

3. Kaldırım sürekliliği sağlanmalı

Yayaların araç yoluna çıkmasını gerektiren kesintiler giderilmeli.

4. Erişilebilirlik denetimi yapılmalı

Tekerlekli sandalye ve bebek arabası kullanıcılarının güzergâhı bağımsız biçimde kullanıp kullanamadığı kontrol edilmeli.

5. Yaya köprüsü teknik olarak incelenmeli

Yaklaşık 25 yıllık olduğu belirtilen köprünün uzmanlar tarafından güvenlik ve dayanıklılık açısından değerlendirilmesi sağlanmalı.

6. Okul güzergâhları ayrıca ele alınmalı

Öğrencilerin yoğun kullandığı yollar için özel trafik ve yaya güvenliği düzenlemeleri değerlendirilmeli.

7. Kurumlar koordineli hareket etmeli

Yetki tartışmalarının hizmetin gecikmesine neden olmaması için ilgili kurumlar ortak çalışma yürütmeli.

“Bir can yanmadan harekete geçilmeli”

Orhangazi’de yeniden gündeme taşınan yaya güvenliği tartışmasının merkezinde tek bir talep bulunuyor:

Riskler ortaya çıktıktan sonra değil, kaza gerçekleşmeden önce önlem alınması.

Gölyolu Kavşağı’ndaki yaya bağlantılarının incelenmesi, Şehit Erhan Öztürk Parkı’ndaki yaya köprüsünün teknik açıdan değerlendirilmesi ve erişilebilirlik sorunlarının giderilmesi, ilgili kurumların önünde duran başlıklar olarak öne çıkıyor.

Bülent Bakış’ın çağrısının ardından gözler şimdi ilgili kurumların atacağı adımlara çevriliyor.

Çünkü kent güvenliği, yalnızca araçların güvenli hareket etmesi anlamına gelmiyor.

Güvenli bir kent; çocuğun okuluna, yaşlının evine, annenin bebeğiyle parkına, engelli vatandaşın ise istediği noktaya güvenli ve bağımsız biçimde ulaşabildiği kenttir.

Orhangazi’de gündeme getirilen sorunların teknik olarak incelenmesi ve ihtiyaç duyulan düzenlemelerin yapılması, ilçenin yaya güvenliği açısından önemli bir adım olabilir.

Ve bu noktada beklenti oldukça açık:

Bir kaza yaşandıktan sonra “neden daha önce önlem alınmadı?” sorusunu sormak yerine, bugün riskleri tespit edip gerekli tedbirleri almak.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.