“Artık söz değil; belge, şeffaflık, hesap verebilirlik ve somut çözüm istiyoruz”
ÇATALTEPE’DE 18 YILLIK BEKLEYİŞ: BİNLERCE ESNAFIN HAYALİ NEDEN YARIM KALDI?
ÇATSANDER’den dikkat çeken çağrı…
BURSA – KESTEL: Bursa’nın Kestel ilçesi Çataltepe mevkiinde 2008 yılında büyük umutlarla temeli atılan sanayi sitesi projesi, aradan geçen 18 yıla rağmen kentin en tartışmalı ve en uzun süreli esnaf mağduriyeti başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
Başlangıçta Bursa’nın farklı bölgelerinde dağınık, altyapı ve ruhsat sorunları bulunan küçük sanayi işletmelerinin modern, planlı ve toplu bir sanayi alanına taşınması amacıyla gündeme getirilen Çataltepe projesi, yıllar içerisinde yalnızca bir inşaat projesinin gecikmesi olmaktan çıktı.
Bugün dosyanın merkezinde hak sahipliği, kooperatif yapılanması, devir işlemleri, kamu kurumlarının sorumluluğu, mali süreçler, hukuki başvurular, şeffaflık, denetim ve mağduriyetlerin nasıl giderileceği gibi çok sayıda soru bulunuyor.
Çataltepe Sanayi Sitesi Mağdurları Derneği (ÇATSANDER) ise yıllardır bu soruların yanıtlanması ve mağdur esnafın haklarının korunması amacıyla mücadele yürütüyor.
Derneğin son dönemdeki açıklamalarında öne çıkan mesaj ise oldukça net:
“Artık söz değil, hesap verilebilirlik ve somut çözüm istiyoruz.”
Çünkü 18 yıl, bir projenin gecikmesi açısından sıradan bir süre değil.
18 yıl; bir çocuğun doğup büyümesi, eğitim hayatını tamamlaması ve yetişkinliğe adım atması için yeterli bir zaman.
Çataltepe projesinin ilk gündeme geldiği dönemde doğan çocuklar bugün yetişkinlik çağında.
Ancak bazı esnaf hâlâ yıllar önce kendilerine vaat edilen işyerlerini bekliyor.
2008’DE BAŞLAYAN BÜYÜK DÖNÜŞÜM PROJESİ
Çataltepe projesinin çıkış noktası, Bursa’daki küçük sanayi işletmelerinin daha düzenli ve modern bir yapıya kavuşturulmasıydı.
BESOB öncülüğünde, çeşitli kamu kurumlarının ve TOKİ’nin dahil olduğu süreçte Bursa merkezindeki sağlıksız, ruhsatsız veya kent dokusu içerisinde sıkışmış küçük sanayi işletmelerinin Kestel Çataltepe’de oluşturulması planlanan büyük sanayi alanına taşınması hedeflendi.
BESOB’un geçmiş faaliyet raporlarında da projenin Bursa’daki ruhsatsız ve sağlıksız koşullarda üretim yapan esnaf ve sanatkârların Çataltepe’de bir araya getirilmesi amacı taşıdığı, çok sayıda meslek grubunun aynı bölgede toplanmasının hedeflendiği belirtiliyor.
Dolayısıyla Çataltepe yalnızca birkaç yüz dükkândan oluşacak sıradan bir ticari alan olarak tasarlanmadı.
Proje, Bursa’nın küçük sanayi yapısını yeniden düzenleme iddiası taşıyordu.
Bu nedenle başlangıçta esnaf açısından da büyük bir umut yarattı.
ESNAF NEDEN ÇATALTEPE’YE GÜVENDİ?
Dönemin beklentisi oldukça açıktı.
Kent içerisindeki dağınık küçük sanayi işletmeleri bir araya getirilecek, modern işyerleri oluşturulacak, altyapı sorunları çözülecek, üretim alanları düzenlenecek ve esnaf daha çağdaş çalışma koşullarına kavuşacaktı.
Bu beklenti doğrultusunda çok sayıda esnaf projeye güvenerek ekonomik planlama yaptı.
Kimi mevcut işyerini satmayı veya değiştirmeyi düşündü.
Kimi birikimini projeye yönlendirdi.
Kimi yıllarca ödeme yaptı.
Kimi işletmesinin geleceğini Çataltepe’deki yeni dükkân üzerine kurdu.
Ancak yıllar geçtikçe projenin tamamlanamaması, başlangıçta kurulan planların büyük bölümünü belirsizliğe sürükledi.
Böylece mesele yalnızca “dükkânlar ne zaman yapılacak?” sorusundan çıktı.
“Benim hak sahipliğim devam ediyor mu?”
“Ödediğim para ne oldu?”
“Hangi koşullarda işyeri sahibi olacağım?”
“Başlangıçta projede bulunan esnaf bugün neden aynı konumda değil?”
gibi sorular gündeme geldi.
18 YILLIK SÜREÇTE NELER DEĞİŞTİ?
Çataltepe dosyasının en dikkat çekici yönlerinden biri, projenin yıllar içinde farklı kurumsal ve hukuki aşamalardan geçmesi.
Başlangıçtaki yapı ile bugün tartışılan yapı arasında önemli farklılıklar oluştu.
Özellikle 2019 yılı civarında projenin kooperatif yapılanmasına devri ve TOKİ’nin süreçteki rolünün değişmesi, tartışmaların önemli başlıklarından biri haline geldi.
Dönemin kamuya yansıyan bilgilerine göre proje BESKOOP isimli kooperatif yapısına devredilirken, başlangıçta projede yer alan esnafın bir bölümünün yeni yapılanma içerisinde aynı şekilde yer almaması mağduriyet tartışmalarını beraberinde getirdi.
Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor.
ÇATSANDER ve bazı mağdur esnaflar çeşitli hak kaybı ve usulsüzlük iddiaları ileri sürüyor.
Bu iddiaların tamamının kesinleşmiş hukuki gerçekler gibi aktarılması doğru olmaz.
Tam tersine, iddiaların niteliği nedeniyle süreçte hangi işlemlerin hukuka uygun olduğu, hangilerinin olmadığı konusunda yetkili mercilerin inceleme ve kararları esas alınmalı.
Ancak bu durum, söz konusu iddiaların araştırılmaması gerektiği anlamına da gelmiyor.
Tam tersine:
İddia varsa belge ortaya konulmalı, inceleme yapılmalı ve sonuç kamuoyuna açıklanmalı.
DOSYA TBMM GÜNDEMİNE DE TAŞINDI
Çataltepe meselesi yalnızca Bursa’daki esnaf kuruluşlarının ve yerel siyasetin gündeminde kalmadı.
Konu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne de taşındı.
Bursa Milletvekili Hasan Öztürk tarafından verilen yazılı soru önergesinde, 2008 yılında yaklaşık 3 milyon metrekarelik alan üzerinde binlerce esnafa işyeri kazandırılması amacıyla başlayan projeye ilişkin çeşitli sorular yöneltildi.
Önergede projenin başlangıcından sonraki süreç, tamamlanan işyerlerinin sayısı, kooperatif yapılanması, hak sahipliği ve devir işlemleri gibi başlıklara ilişkin açıklama talep edildi.
Bu gelişme, Çataltepe dosyasının artık yalnızca yerel bir proje tartışması olmadığını ortaya koyan gelişmelerden biri oldu.
3 BİN 200 ESNAF İDDİASI NE ANLAMA GELİYOR?
ÇATSANDER açıklamalarında yaklaşık 3 bin 200 esnafın mağduriyetinden söz ediliyor.
Bu rakamın ekonomik ve sosyal boyutu oldukça büyük.
Çünkü her bir esnafın arkasında bir aile, çalışanlar, tedarikçiler ve müşteriler bulunuyor.
Dolayısıyla binlerce esnafın uzun yıllar boyunca belirsizlik içerisinde kalması, Bursa’nın ticari hayatını da etkileyebilecek sonuçlar doğuruyor.
Bir işletmenin yıllarca yeni işyerine geçememesi;
- yatırım planlarının ertelenmesine,
- kira maliyetlerinin artmasına,
- üretim kapasitesinin sınırlanmasına,
- işletme giderlerinin yükselmesine,
- yeni yatırım kararlarının ertelenmesine,
- sermayenin verimli kullanılamamasına
neden olabilir.
Bunların her biri tek tek bakıldığında küçük görünebilir.
Ancak binlerce işletme açısından düşünüldüğünde ortaya ciddi bir ekonomik maliyet çıkabilir.
“18 YIL SONRA HÂLÂ HAKKIMIZI ARIYORUZ”
ÇATSANDER’in itirazının temelinde bu soru bulunuyor.
Bir proje ekonomik, hukuki veya idari nedenlerle gecikebilir.
Ancak vatandaşın ve esnafın beklediği temel şey, gecikmenin gerekçesinin açık biçimde anlatılması ve çözüm için güvenilir bir yol haritasının ortaya konulması.
Çataltepe’de ise yıllar içerisinde farklı açıklamalar, farklı modeller ve farklı çözüm önerileri gündeme geldi.
Bu durum esnaf açısından belirsizliği daha da artırdı.
Bugün gelinen noktada mağdur esnafın beklentisi artık yalnızca yeni bir açıklama yapılması değil.
Somut takvim.
Somut sorumluluk.
Somut belge.
Somut sonuç.
ÇATSANDER’İN TALEBİ: İNCELEME SONUÇLARI AÇIKLANSIN
ÇATSANDER’in son dönemde özellikle üzerinde durduğu konulardan biri, Bursa Valiliği tarafından yürütüldüğü belirtilen inceleme sürecinin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması.
Dernek, yaklaşık 18 yıllık süreç içerisinde ileri sürülen iddiaların etkili biçimde araştırılmasını ve inceleme sonuçlarının açıklanmasını talep ediyor.
Bu noktada kamuoyunun beklentisi de oldukça anlaşılır.
Eğer inceleme sonucunda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadıysa, bunun açık biçimde ortaya konulması gerekir.
Eğer eksiklik, ihmal veya sorumluluk tespit edildiyse, bunun da hangi konularda olduğunun açıklanması gerekir.
Eğer hukuki süreç devam ediyorsa, hangi aşamada olduğu anlatılmalıdır.
Çünkü belirsizlik devam ettiği sürece tartışmalar da devam edecek.
“RAPOR VARSA NEDEN KAMUOYU BİLMİYOR?”
Çataltepe mağdurlarının en temel sorularından biri bu.
Burada amaç herhangi bir kurumu peşinen suçlamak değil.
Tam tersine, iddiaların ve karşı iddiaların ortadan kaldırılabilmesi için belgeye dayalı bir açıklık sağlanması.
Bir dosyada onlarca iddia varsa, bunların sosyal medya tartışmalarıyla değil resmi belgelerle aydınlatılması gerekiyor.
Çünkü ancak bu şekilde:
Kim haklı?
Hangi işlem yapıldı?
Hangi karar ne zaman alındı?
Hangi kurum hangi yetkiyi kullandı?
Kimler hak sahibi?
Hangi işlemler yargıya taşındı?
sorularına güvenilir cevaplar bulunabilir.
BESOB’UN ROLÜ DE YAKINDAN İNCELENİYOR
Çataltepe projesinin başlangıcında BESOB’un önemli rol üstlendiği biliniyor.
Bu nedenle esnaf temsilcilerinin de kamuoyuna kapsamlı bilgi sunması bekleniyor.
Özellikle projenin başlangıcındaki hak sahipliği ile sonraki yıllardaki değişikliklerin nasıl gerçekleştiği, hangi kararların hangi organlar tarafından alındığı ve kooperatif yapılanmasının nasıl şekillendiği konusunda ayrıntılı açıklama yapılması, tartışmaların sağlıklı biçimde yürütülmesine katkı sağlayabilir.
BESOB tarafından 2025 yılında yapılan bir bilgilendirmede ise BESKOOP’un 30 Haziran 2024 tarihli genel kurulunda alınan 12 No’lu kararın iptali amacıyla açılan davanın 26 Mart 2025’te kabul edildiği ve mahkemenin kararın alınış biçimini yasal düzenlemelere aykırı bularak iptal kararı verdiği belirtilmişti.
Bununla birlikte hukuki süreçlerin kapsamı ve sonuçları ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda.
Bir mahkeme kararının bulunması, dosyadaki bütün iddiaların otomatik olarak doğrulandığı anlamına gelmez.
Aynı şekilde devam eden hukuki süreçlerin varlığı da bütün tarafların suçlu olduğu anlamına gelmez.
Hukuk devletinin temel şartı tam da burada devreye giriyor: İddia ile kesinleşmiş hüküm birbirinden ayrılmalı.
ASIL HAK SAHİPLERİ KONUSU NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Çataltepe’deki tartışmanın belki de en kritik başlığı hak sahipliği.
Çünkü yeni bir proje yapılacaksa öncelikle şu sorunun cevaplanması gerekiyor:
“Bu işyerleri kime verilecek?”
2008 yılında projeye dahil edilen esnafın listesi nedir?
Bu kişilerden kaçı bugün hâlâ hak sahibi?
Hak sahipliği değiştiyse hangi gerekçeyle değişti?
Yeni üyeler hangi koşullarla sisteme dahil edildi?
Ödemeler nasıl hesaplandı?
Devir işlemleri hangi hukuki dayanakla gerçekleştirildi?
Bu soruların cevapları kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde sunulmadığı sürece yeni bir yatırımın eski mağduriyetleri ortadan kaldırması kolay görünmüyor.
TOKİ YENİDEN GÜNDEMDE
Çataltepe açısından 2026 yılının en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise TOKİ’nin yeniden bölgede yatırım gündeminin ortaya çıkması.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yayımlanan planlama belgelerinde Kestel Çataltepe’de yaklaşık 13,2 hektarlık alanın “Kentsel Servis Alanı” olarak planlanmasına ilişkin çalışmalar yer alıyor.
Bu çalışmaların, “İlk İşyerim” projesi kapsamında Bursa’daki işyeri ihtiyacına yönelik planlamalarla bağlantılı olduğu belirtiliyor.
Daha da önemlisi, TOKİ’nin resmi ihale takviminde 16 Eylül 2026 saat 11.00’de, Bursa Kestel Çataltepe Mahallesi’nde 504 adet işyeri inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesi işi için ihale tarihi bulunuyor.
Bu, Çataltepe açısından yeni bir hareketlilik anlamına geliyor.
Fakat bu gelişme aynı zamanda yeni bir soruyu da beraberinde getiriyor:
“18 yıldır bekleyen eski hak sahiplerinin durumu ne olacak?”
YENİ 504 İŞYERİ, ESKİ HAK SAHİPLERİYLE NASIL İLİŞKİLENDİRİLECEK?
Bu soru artık Çataltepe tartışmasının merkezinde.
Yeni işyerlerinin yapılması elbette olumlu bir gelişme olabilir.
Ancak yeni yatırımın geçmişten gelen hak sahipliği sorunlarını kendiliğinden çözmesi mümkün değil.
Bu nedenle yeni proje ile eski proje arasındaki hukuki ve idari ilişkinin açık biçimde ortaya konulması gerekiyor.
Örneğin:
504 işyerinin hak sahipliği modeli nasıl olacak?
2008’deki hak sahipleri öncelikli olacak mı?
Daha önce ödeme yapanların durumu ne olacak?
Eski proje kapsamında yapılan ödemeler yeni projede dikkate alınacak mı?
Hak sahipliği yeniden mi belirlenecek?
Kooperatif üyeliği ile yeni kamu projesi arasındaki ilişki ne olacak?
Bütün bu soruların yanıtları açıklanmadan, yeni yatırımın eski mağdurlar açısından ne ifade ettiği tam olarak anlaşılamaz.
ÇATALTEPE’DE ARTIK “YENİDEN BAŞLIYORUZ” DEMEK YETERLİ DEĞİL
Esnaf açısından artık yalnızca yeni bir temel atılması veya yeni bir proje açıklanması yeterli görülmüyor.
Çünkü 18 yıllık süreç, mağduriyet iddialarını çok daha kapsamlı bir hale getirdi.
Esnafın talep ettiği çözüm paketinin içerisinde;
Hak sahipliğinin netleştirilmesi
Geçmiş ödemelerin ortaya konulması
Devir işlemlerinin incelenmesi
Kooperatif kayıtlarının şeffaflaştırılması
Kamu kurumlarının süreçteki sorumluluklarının açıklanması
Valilik incelemesinin sonuçlarının paylaşılması
Devam eden yargı süreçlerinin hukuka uygun şekilde sonuçlandırılması
Yeni TOKİ yatırımının eski hak sahipleriyle ilişkisinin açıklanması
Uygulanabilir ve tarihleri belli bir takvimin kamuoyuna sunulması
gibi başlıklar bulunuyor.
ÇATALTEPE YALNIZCA BİR İNŞAAT PROJESİ DEĞİL
Çataltepe dosyasını sadece “sanayi sitesi yapılmadı” şeklinde okumak eksik kalır.
Çünkü burada aynı zamanda Türkiye’deki kamu yatırımlarının nasıl yürütüldüğü, kooperatiflerin nasıl denetlendiği, esnafın haklarının nasıl korunduğu ve kamu kurumlarının vatandaş karşısında ne kadar hesap verebilir olduğu tartışılıyor.
Dosya;
şehir planlaması,
esnaf politikası,
sanayi altyapısı,
kooperatifçilik,
mülkiyet hakkı,
kamu denetimi,
hukuki güvenlik
ve
şeffaf yönetim
gibi çok sayıda alanı ilgilendiriyor.
Bu nedenle Çataltepe’deki gelişmeler yalnızca Kestel’deki esnaf tarafından değil, Bursa’nın tamamı tarafından yakından izleniyor.
18 YILLIK BEKLEYİŞİN EKONOMİK FATURASI
Bir esnaf için 18 yıl yalnızca takvimde geçen zaman değil.
18 yıl boyunca;
işyeri kiraları değişti,
arsa ve bina fiyatları yükseldi,
inşaat maliyetleri arttı,
finansman koşulları değişti,
üretim teknolojileri değişti,
ticaret alışkanlıkları değişti.
2008 yılında makul görünen bir işyeri maliyeti bugün çok farklı bir ekonomik değere sahip olabilir.
Dolayısıyla geçmişte projeye güvenerek ödeme yapan esnafın bugün aynı koşullarla yeni bir projeye dahil edilmesi yeterli olmayabilir.
Aradaki ekonomik farkın nasıl değerlendirileceği de ayrıca açıklanması gereken bir konu.
SADECE DÜKKÂN DEĞİL, GELECEK BEKLENİYOR
Çataltepe’deki esnafın yaşadığı sorun yalnızca bir mülk sahibi olma meselesi değil.
Bir dükkân;
bir işletmenin merkezi,
bir ailenin geçim kaynağı,
çalışanların ekmek kapısı,
bir üretim tesisinin başlangıç noktası,
bir yatırımın temeli
olabilir.
Dolayısıyla yıllarca bekletilen bir işyeri, aynı zamanda yıllarca ertelenen bir ekonomik gelecek anlamına gelebilir.
Bu nedenle ÇATSANDER’in talebi yalnızca “bize dükkân verin” şeklinde değerlendirilemez.
Esnaf aynı zamanda:
“Yıllardır içinde bulunduğumuz belirsizliği sona erdirin.”
diyor.
“BİR 18 YIL DAHA BEKLEYEMEYİZ”
Çataltepe’de gelinen noktada en güçlü ortak duygu ise yorgunluk.
Esnaf yıllardır farklı tarihlerde farklı açıklamalar duydu.
Projelerin yeniden gündeme geldiğini gördü.
Toplantılar yapıldı.
Yeni modeller tartışıldı.
Hukuki süreçler yaşandı.
Kooperatif yapıları değişti.
Kamu kurumlarının rolü değişti.
Ancak sonuç açısından bakıldığında binlerce insanın hâlâ aynı temel soruyu sorması dikkat çekiyor:
“İşyeri ne zaman teslim edilecek?”
Bu nedenle bundan sonraki süreçte açıklamaların mutlaka takvim, sorumlu kurum ve uygulanabilir hedeflerle desteklenmesi gerekiyor.
ÇÖZÜM İÇİN BEŞ TEMEL ADIM
Çataltepe’deki tartışmaların sona ermesi için kamuoyunda öne çıkan talepler birkaç temel başlık altında toplanabilir.
1. HAK SAHİPLİĞİ NETLEŞTİRİLMELİ
2008’den bugüne kadar projede bulunan tüm hak sahiplerinin durumu açık biçimde ortaya konulmalı.
2. MALİ TABLO ŞEFFAFLAŞTIRILMALI
Ödemeler, harcamalar, taşınmazlar, borçlar ve proje kaynaklarının nasıl kullanıldığı konusunda açıklama yapılmalı.
3. HUKUKİ SÜREÇLER TAMAMLANMALI
Devam eden davalar ve mahkeme kararları dikkate alınarak hukuki belirsizlikler giderilmeli.
4. YENİ TOKİ PROJESİNİN MODELİ AÇIKLANMALI
504 işyerlik yatırımın kapsamı, finansmanı, teslim takvimi ve hak sahipliği modeli kamuoyuna duyurulmalı.
5. ESKİ MAĞDURİYETLER İÇİN ÖZEL ÇÖZÜM GELİŞTİRİLMELİ
Yeni yatırımın, geçmişte projeye dahil olmuş ve ödeme yapmış esnafın haklarını nasıl koruyacağı açık biçimde belirlenmeli.
ÇATALTEPE’DE ŞİMDİ GÖZLER 16 EYLÜL’DE
Resmi TOKİ ihale takviminde yer alan 16 Eylül 2026 tarihli 504 işyerlik proje, Çataltepe açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
Ancak bu tarihin esnaf açısından anlam kazanabilmesi için ihale sürecinin ötesinde çok daha kapsamlı açıklamalara ihtiyaç bulunuyor.
İhale yapılabilir.
İnşaat başlayabilir.
Binalar yükselebilir.
Ancak asıl başarı, bu işyerlerinin hukuken doğru kişilere, şeffaf kriterlerle ve geçmiş hak sahiplerinin mağduriyetleri gözetilerek teslim edilmesiyle ölçülecek.
BURSA’DA KRİTİK EŞİK: YENİ PROJE, ESKİ HESAPLAR
Çataltepe artık iki farklı zaman diliminin kesiştiği noktada.
Bir tarafta:
2008’den beri devam eden mağduriyet iddiaları.
Diğer tarafta:
2026’da yeniden şekillenen kamu yatırımı.
Bu iki sürecin birbirinden bağımsız yürütülmesi halinde tartışmaların sona ermesi zor.
Tam tersine, yeni yatırımın geçmişte yaşanan sorunların çözümüne de katkı sağlayacak şekilde planlanması gerekiyor.
Çünkü yeni bina yapmak başka bir şey.
Eski hakkı teslim etmek başka bir şey.
ÇATSANDER’DEN KURUMLARA NET ÇAĞRI
Çataltepe Sanayi Sitesi Mağdurları Derneği’nin taleplerinin temelinde artık siyasi tartışmalardan çok hesap verebilirlik bulunuyor.
Dernek;
“Kim suçlu?” sorusundan önce,
“Ne oldu?”
“Hangi karar ne zaman alındı?”
“Hangi belgeye dayanıldı?”
“Kimler hak sahibi?”
“Ödemeler nereye gitti?”
“Bugünkü çözüm modeli nedir?”
sorularının cevaplanmasını istiyor.
Bu yaklaşım, tartışmanın kişiselleştirilmesinden ziyade belgeler üzerinden yürütülmesini gerekli kılıyor.
SON SÖZ: ÇATALTEPE’DE ARTIK BEKLENTİ ÇOK AÇIK
18 yıl önce büyük umutlarla başlayan Çataltepe projesi, bugün Bursa’nın esnaf, kamu yönetimi ve şehircilik açısından en dikkat çekici dosyalarından biri.
Bugün artık yeni bir fırsat penceresi oluşmuş durumda.
Yeni planlamalar var.
Yeni kamu yatırımları gündemde.
TOKİ’nin resmi takviminde 504 işyerlik ihale bulunuyor.
Fakat bütün bunların gerçek bir çözüme dönüşebilmesi için geçmişin sorularının da cevaplanması gerekiyor.
Çünkü Çataltepe’de asıl mesele yalnızca yeni dükkânların yapılması değil.
Asıl mesele:
18 yıl önce verilen sözlerin bugün nasıl yerine getirileceği.
Geçmiş hak sahiplerinin nasıl korunacağı.
Esnafın ödediği paraların ve yaptığı fedakârlıkların nasıl değerlendirileceği.
Hukuki belirsizliklerin nasıl giderileceği.
Kamu kurumlarının süreçteki sorumluluklarının nasıl açıklanacağı.
Ve en önemlisi:
“18 yıldır bekleyen esnafın hakkı nasıl teslim edilecek?”
ÇATSANDER’in yükselttiği itirazın özü burada.
Esnaf artık yeni bir vaat istemiyor.
Yeni bir tören istemiyor.
Yeni bir tarih açıklamasıyla yetinmek istemiyor.
Belge istiyor.
Şeffaflık istiyor.
Hukuk istiyor.
Hak sahipliğinin netleşmesini istiyor.
Somut takvim istiyor.
Sonuç istiyor.
Çataltepe’de bundan sonraki süreç, yalnızca bir sanayi sitesinin tamamlanıp tamamlanmayacağını değil; Bursa’da yıllardır bekleyen binlerce esnafın kamu kurumlarına olan güveninin nasıl yeniden tesis edileceğini de belirleyecek.
Ve 18 yıldır cevabı aranan soru artık daha yüksek sesle soruluyor:
“Çataltepe’de bizim hakkımız nerede?”
Bu soruya verilecek cevap, yeni dönemin gerçek başlangıcı olacak.
