16 Ağustos 2026, 20:15:51
Dolar 47,8784
Euro 55,4429
Altın 6.737,19
BİST 14.172,26
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 29°C
Çok Bulutlu
Bursa
29°C
Çok Bulutlu
Pts 30°C
Sal 31°C
Çar 31°C
Per 33°C

“Atık barajındaki ihmalin bedelini biz işçilere ödetemezsiniz”

“Atık barajındaki ihmalin bedelini biz işçilere ödetemezsiniz”
16.08.2026 19:06
8
A+
A-

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla’da faaliyet gösteren Meyra Madencilik’in işçileri, atık barajında meydana gelen sızıntı nedeniyle tesis faaliyetlerinin durdurulmasının ardından yaşadıkları hak kayıplarını kamuoyuna açıkladı. DİSK/Dev. Maden-Sen üyesi işçiler; Mayıs ayından bu yana gelir elde edemediklerini, rızaları ve imzaları alınmadan ücretsiz izne çıkarıldıklarını, SGK primlerinin yatırılmadığını ve Ocak ayında yapılması gereken 2026 yılı ücret artışlarının ödenmediğini belirtti. İşçiler, sendikal yetki sürecine yapılan itirazın da mahkeme aşamasında sürüncemede bırakıldığını savunarak taleplerinin karşılanması için mücadele edeceklerini bildirdi.

KİRAZLIYAYLA – Atık barajındaki sızıntının ardından faaliyetleri durdurulan Meyra Madencilik’te çalışan DİSK/Dev. Maden-Sen üyesi işçiler, yalnızca işlerini değil, aylardır gelirlerini ve sosyal güvenlik güvencelerini de kaybettiklerini açıkladı.

İşçiler, 14 Ağustos 2026 Cuma günü saat 18.30’da Kirazlıyayla’da, söz konusu atık barajının önünde gerçekleştirdikleri basın açıklamasında, tesisin durdurulmasının ardından yaşanan süreci kendi ifadeleriyle kamuoyuna aktardı.

İşçiler tarafından yapılan açıklamada, atık barajında meydana gelen sızıntının ardından üretimin durdurulmasına itiraz edilmediği; aksine işçilerin de çevrenin ve yaşam alanlarının korunması gerektiğini savunduğu belirtildi. Ancak işçiler, çevre ve iş güvenliği konusunda yaşanan sorunların sorumluluğunun kendilerine yüklenemeyeceğini ifade etti.

İşçiler, “Şirketin kendi ihmalinin ve almadığı önlemlerin faturası, bugün doğayla birlikte biz işçilere kesilmektedir” sözleriyle yaşanan sürece tepki gösterdi.

“Havamızı, suyumuzu ve toprağımızı zehirleyecek her türlü ihmalin karşısındayız”

Meyra Madencilik işçilerinin açıklaması, ekonomik taleplerin yanı sıra çevre ve iş güvenliği konularını da içerdi.

İşçiler, maden sahasındaki atık barajında meydana gelen sızıntının ardından tesis faaliyetlerinin durdurulduğunu belirterek, çevreyi tehdit eden herhangi bir ihmalin karşısında olduklarını vurguladı.

Basın açıklamasında bu tutum şu sözlerle ifade edildi:

“Biz maden işçileri olarak, havamızı, suyumuzu ve toprağımızı zehirleyecek her türlü ihmalin karşısındayız.”

Ancak işçiler, çevresel risklerin giderilmesi amacıyla tesisin faaliyetlerinin durdurulmasının ardından ortaya çıkan ekonomik ve sosyal sonuçların çalışanların üzerine bırakılmasına karşı çıkıyor.

Onlara göre tesisin güvenli hale getirilmesi, hem çevresel risklerin ortadan kaldırılması hem de çalışanların yeniden işlerinin başına dönebilmesi açısından birlikte ele alınmalı.

Ücretsiz izin iddiası: “Hiçbirimizin rızası ve imzası alınmadı”

İşçilerin açıklamasındaki en önemli başlıklardan biri ücretsiz izin uygulaması oldu.

Çalışanlar, tesisin durdurulmasının ardından hiçbir işçinin rızası, onayı veya imzası alınmadan ücretsiz izne çıkarıldıklarını ileri sürdü.

İşçiler bu uygulamayı “tek taraflı ve hukuksuz bir dayatma” olarak nitelendirdi.

Bu iddia, tesisin faaliyetlerinin durmasıyla birlikte işçilerin gelirlerinin nasıl sürdürüleceği sorusunu da gündeme getiriyor. Çalışanların anlatımına göre ücretsiz izin sürecinin uzaması, kısa çalışma desteğinin de sona ermesiyle birlikte işçileri ciddi bir gelir kaybıyla karşı karşıya bıraktı.

Kısa çalışma ödeneği Mayıs ayında sona erdi

İşçilerin verdiği bilgilere göre, Mart ayında İŞKUR tarafından bağlanan kısa çalışma ödeneği Mayıs ayında sona erdi.

Böylece çalışanların açıklamasına göre Mayıs ayından itibaren herhangi bir gelir desteği kalmadı.

İşçiler bu durumu, “Mayıs ayından bu yana hiçbir gelirimiz yok” sözleriyle özetledi.

Açıklamada özellikle emeklilik sonrasında çalışmaya devam eden işçilerin durumuna dikkat çekildi. Bu çalışanların kısa çalışma ödeneğinden de yararlanamadığı belirtilerek, bazı işçilerin tesisin durduğu ilk günden itibaren hiçbir gelir elde edemediği ifade edildi.

İşçilere göre bu durum, aylar boyunca temel yaşam giderlerini karşılayabilecek düzenli bir gelirden yoksun kalmaları anlamına geldi.

Emekli olarak çalışmaya devam eden işçiler de gelir kaybı yaşadıklarını belirtiyor

Meyra Madencilik işçilerinin açıklamasında, emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden işçilerin özel durumu ayrıca vurgulandı.

İşçiler, bu çalışanların kısa çalışma ödeneğinden faydalanamadığını belirterek, söz konusu grubun tesisin faaliyetlerinin durmasından itibaren gelir kaybıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Böylece işyerindeki gelir kaybının çalışanlar açısından aynı biçimde yaşanmadığı; kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan emekli çalışanların daha erken ve daha ağır bir ekonomik sorunla karşılaştığı savunuldu.

SGK primleri yatırılmadığı iddiası

İşçilerin açıklamasında sosyal güvenlik primleri de önemli bir yer tuttu.

Çalışanlar, faaliyetlerin durduğu süreçte SGK primlerinin yatırılmadığını ileri sürdü.

İşçiler açısından konu yalnızca emeklilik dönemindeki sosyal güvenlik haklarıyla sınırlı değil. Açıklamada, primlerin yatırılmamasının sağlık hizmetlerine erişim bakımından da sorun oluşturduğu savunuldu.

İşçiler, bu nedenle eksik yatırıldığı belirtilen SGK primlerinin tamamının ödenmesini ve sosyal güvenlik açısından ortaya çıkan belirsizliğin giderilmesini istiyor.

Burada SGK kayıtlarının ve ilgili dönemlere ait prim bildirimlerinin incelenmesi, iddianın hangi dönemleri kapsadığının ve fiili durumun ortaya konulması açısından belirleyici olacak.

2026 yılı ücret zammı da ödenmedi

İşçilerin bir başka temel iddiası, Ocak ayında yapılması gerektiğini belirttikleri 2026 yılı ücret artışlarının uygulanmaması.

Çalışanlar, artan enflasyon ve hayat pahalılığına rağmen ücretlerinin hâlâ 2025 yılı seviyesinde tutulduğunu savunuyor.

Açıklamada bu durum şöyle ifade edildi:

“Her gün artan enflasyon ve hayat pahalılığı gerçeğine rağmen, ücretlerimiz hâlâ 2025 yılı seviyelerinde tutulmaktadır.”

İşçiler, yalnızca gelecekte yapılacak bir ücret düzenlemesini değil, Ocak ayından bu yana ödenmediğini belirttikleri zam farklarının geriye dönük olarak da ödenmesini talep ediyor.

İşçiler sendikada örgütlendi: “Anayasal hakkımızı kullandık”

Meyra Madencilik çalışanları, yaşadıkları ekonomik ve çalışma koşullarına karşı sendikal örgütlenme yoluna gittiklerini belirtti.

İşçiler, sendikalaşmayı anayasal haklarının kullanılması olarak değerlendirerek, DİSK/Dev. Maden-Sen çatısı altında örgütlendiklerini açıkladı.

Ancak çalışanların anlatımına göre bu kez sendikal yetki süreciyle ilgili yeni bir sorun ortaya çıktı.

Sendikal yetki başvurusuna itiraz edildiğini belirten işçiler, itirazın mahkeme sürecinde uzun süre sonuçlanmadığını savundu.

“Sendikal yetkimiz mahkeme koridorlarında sürüncemede bırakılıyor”

İşçiler, sendikal yetki başvurusuna yapılan itirazı “asılsız ve mesnetsiz” olarak nitelendirirken, sürecin uzatılmasının işçi iradesinin tanınmaması anlamına geldiğini ileri sürdü.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Sendikal yetkimiz, asılsız ve mesnetsiz itirazlarla mahkeme koridorlarında sürüncemede bırakılmaktadır. Yetkimize yapılan bu itiraz, işçinin iradesini tanımama ve oyalama taktiğinden başka bir şey değildir.”

Sendikal yetki sürecinin hukuki boyutunun mahkeme kararları ve resmi kayıtlarla değerlendirilmesi gerekirken, işçiler sürecin uzamasının kendileri açısından ciddi bir örgütlenme ve toplu pazarlık sorunu yarattığını belirtiyor.

İşçilerden şirket ve kamu kurumlarına beş maddelik çağrı

Meyra Madencilik işçileri, basın açıklamasında taleplerini açık biçimde sıraladı.

1. Tesis güvenli hale getirilsin, işçiler işlerine dönsün

İşçiler, öncelikle iş sağlığı, güvenliği ve çevre açısından gerekli tüm önlemlerin alınmasını istiyor.

Atık barajındaki sorunun giderilmesini ve tesisin güvenli hale getirilmesini talep eden çalışanlar, ardından işlerine dönmek istediklerini belirtiyor.

Bu talep, işçilerin tesisin herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan yeniden çalıştırılmasını istemediğini de ortaya koyuyor.

“Bizler sadaka değil, emeğimizle çalışacağımız işimizi geri istiyoruz.”

2. Ücretsiz izin uygulamasına son verilsin

İşçiler, kendi rıza ve imzaları alınmadan uygulandığını ileri sürdükleri ücretsiz iznin derhal sona erdirilmesini talep ediyor.

Çalışanlara göre tesisin faaliyetlerinin durmasının ekonomik yükü, işçilerin gelirlerini tamamen ortadan kaldıracak biçimde çalışanların üzerine bırakılamaz.

3. SGK primleri eksiksiz yatırılmalı

Çalışanlar, yatırılmadığını belirttikleri SGK primlerinin tamamının ödenmesini istiyor.

Bu talebin hem sağlık hizmetlerine erişim hem de gelecekteki sosyal güvenlik hakları bakımından önem taşıdığı vurgulanıyor.

4. Geçmiş ücret kayıpları ve 2026 zam farkları ödenmeli

İşçiler, Mayıs ayından itibaren yaşadıklarını belirttikleri gelir kaybının ve geçmiş dönem ücret alacaklarının giderilmesini talep ediyor.

Buna ek olarak Ocak ayında uygulanması gerektiğini belirttikleri 2026 yılı ücret zamlarının da geriye dönük olarak ödenmesini istiyor.

5. Sendikal yetki sürecindeki itirazlar geri çekilmeli

İşçiler, sendikal örgütlenmenin önüne çıkarıldığını savundukları engellerin kaldırılmasını ve mahkeme sürecindeki itirazların geri çekilmesini talep ediyor.

Çalışanlara göre sendikal örgütlenme iradesi, ekonomik sorunların çözümünde kolektif bir mekanizma oluşturabilmeleri açısından temel önemde.

“Hakkımız olmayanı değil, alın terimizin karşılığını istiyoruz”

Basın açıklamasının sonunda işçiler taleplerinin temelinde daha fazla bir kazanç elde etmek değil, çalışarak hak ettikleri ücret ve sosyal haklara kavuşmak olduğunu vurguladı.

İşçiler şu ifadelerle çağrıda bulundu:

“Bizler hakkımız olmayanı değil, alın terimizin karşılığını istiyoruz. Kendi ihmallerinizin bedelini biz maden işçilerine ödetemezsiniz.”

Açıklama, işçilerin bundan sonraki süreçte mücadelelerini sürdüreceği mesajıyla tamamlandı.

“Şunu herkes çok iyi bilsin ki; birliğimizden ve üretimden gelen gücümüzle sonuna kadar direneceğiz. Ekmeğimizi, sendika hakkımızı ve doğamızı asla gasp ettirmeyiz!”

İşçi hakları ile çevre güvenliği aynı tartışmada buluştu

Meyra Madencilik işçilerinin açıklaması, Kirazlıyayla’daki atık barajı sorununu yalnızca çevresel bir mesele olmaktan çıkararak çalışma yaşamı açısından da gündeme taşıdı.

İşçiler, çevrenin korunmasına karşı olmadıklarını özellikle vurgularken, çevresel risklerin giderilmesi sürecinde çalışanların gelir ve sosyal güvenlik haklarının da korunması gerektiğini savunuyor.

Bu açıdan açıklamanın merkezinde iki temel talep bulunuyor: güvenli bir çalışma ortamı ve işçilerin ekonomik güvencesi.

Çalışanlar, atık barajındaki sızıntının giderilmesi ve tesisin güvenli hale getirilmesi gerektiğini kabul ederken, faaliyetlerin durmasının sonuçlarının işçilere ücretsiz izin, gelir kaybı ve sosyal güvenlik sorunları şeklinde yansıtılmasına itiraz ediyor.

Bundan sonraki süreçte hangi başlıklar belirleyici olacak?

Meyra Madencilik işçilerinin açıklamasının ardından sürecin birkaç başlıkta ilerlemesi bekleniyor.

İlk olarak atık barajındaki sızıntının giderilmesine yönelik teknik ve çevresel çalışmaların hangi aşamada olduğu önem taşıyor. Tesisin yeniden faaliyete geçebilmesi için gerekli güvenlik koşullarının hangi kurumlar tarafından denetlendiği ve hangi şartların yerine getirilmesinin beklendiği de kamuoyunun yanıt beklediği sorular arasında.

İkinci başlık ise işçilerin ücret ve sosyal güvenlik iddiaları. Ücretsiz izin uygulamasının hangi hukuki temele dayandığı, SGK primlerinin hangi dönemlerde yatırıldığı ve işçilerin ücret/zam alacaklarına ilişkin kayıtların ne gösterdiği resmi belgeler üzerinden ortaya konulabilecek.

Üçüncü başlık sendikal yetki süreci. İşçilerin sendikaya üyeliği ve yetki başvurusuna ilişkin itirazın hukuki gerekçesi ile mahkeme sürecinin mevcut aşaması, tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesi açısından önem taşıyor.

İşçiler: “Ekmeğimizi, sendika hakkımızı ve doğamızı asla gasp ettirmeyiz”

Meyra Madencilik işçilerinin açıklaması, çevre güvenliği ile çalışma hakkının birbirine karşıt değil, birlikte korunması gereken haklar olduğunu savunan bir çerçeve ortaya koydu.

İşçiler, atık barajındaki sızıntının giderilmesini ve gerekli çevre ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasını isterken, bunun karşılığında işçilerin gelirden ve sosyal güvenlikten mahrum bırakılmasına karşı çıkıyor.

DİSK/Dev. Maden-Sen üyesi çalışanlar, taleplerinin karşılanmaması halinde mücadelelerini sürdüreceklerini ilan etti.

Bu nedenle Kirazlıyayla’da önümüzdeki dönemin gündemini; tesisin güvenli biçimde yeniden faaliyete geçip geçmeyeceği, işçilerin işe dönüş koşulları, geçmiş dönem ücret ve zam kayıplarının telafisi, SGK primlerinin durumu ve sendikal yetki sürecinin nasıl sonuçlanacağı belirleyecek.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.