10 Haziran 2026, 00:38:55
Dolar 46,1190
Euro 53,2864
Altın 6.312,01
BİST 13.741,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 29°C
Parçalı Bulutlu
Bursa
29°C
Parçalı Bulutlu
Sal 28°C
Çar 28°C
Per 29°C
Cum 29°C

Dillerin suskun kaldığı Srebrenitsa

Dillerin suskun kaldığı Srebrenitsa
11.07.2023 00:56 | Son Güncellenme: 11.07.2023 01:33
8
A+
A-

 

Yıl 1992.

Avrupa’nın bağrında zambaklar diyarı,  Bosna Müslümanlarına çevrilmişti, namlular. Bu coğrafyada Müslüman istenmiyordu.

Propagandalar yaygınlaştırılıp, İslam düşmanlığı; kiliseler, okullar, resmi daireler, medya, vasıtasıyla yoğun olarak yapılıyordu.
 Çocukluğunda birlikte ‘yağ satarım bal satarım’ diyen,  ip atlayan, saklambaç oynayıp, birlikte maç eden, takım arkadaşı gol atınca boyunlarına sarıldıkları insanları diri diri evlerinde ateşe verebilecek duruma getirilen Sırp Milliyetçileri.
Yüz yıllar önce Sırpların ataları Osmanlı Ordusunda ‘öncü birlik’ olup, yapılan savaşlarda Osmanlı Ordusunun en önünde düşmanla çatışırken, Milliyetçilik akımı başlatılıp, Balkanların elimizden gitmesine neden olan Sırp Milliyetçiliği.
Bu gelişmeler karşısında ise Sırplar, en büyük desteği ve gücü insanlığın suskunluğundan alıyordu. Sanki insanlara körebe oynatılıyordu.

Hani sokakta birinin cüzdanını çarparlar da sesimiz çıkmaz ya işte öyle!
B
M güçleri Bosnalı Müslümanların elindeki tırnak makasına kadar bütün silah ve benzeri aletleri topladı. 

Ardından 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa, Hollandalı BM güçleri tarafından adeta katledilsinler diye Sırplara bırakılıyordu. Daha sonra Srebrenitsa’nın güneyinden bombalanmaya başlandı. Katliam başlayacağını anlayan Müslümanlar, ormanlık alanlara kaçmaya, kasabayı boşaltmaya başlamışlardı.

Bunun başka bir ismi olamazdı!

Soykırım yapılıyordu.

5000 kişi katledilmişti bile. Körebe oyunu devam ediyordu. Gece yarısı 1000 kişi ormanlık alana ilerlerken katlediliyordu. 11-16 Temmuz arasında 8000’i aşan katliam yapılmıştı. Aradan geçen yirmi sekiz yıl, acıyı unutturamamıştı. Daha düne kadar katledilen mazlumlar için cenaze namazları kılınmıştı. Yirmi yıl sonrası Potaçari anıt mezarlığına 136 şehid daha defnedildi. Tarifi olmayan bu acıyı Türkiye’miz başta olmak üzere bütün dünya Müslümanları paylaştık.
Bütün bu katliamlar yaşanırken bir kişi; “Allah’a yemin ederim ki biz köle olmayacağız”sözüyle Mücahid ALİYA İZZETBEGOVİC, adeta kendisinin büyük bir lider olduğunu haykırıyordu körebe oynayan dünyaya.

Yaşanan zulüm karşısında bir lider daha sessizliğini bozuyor, dünya genelinde yardım kampanyası başlatarak topladıklarıyla bir tencere fabrikasının roket fabrikasına dönüşmesini, bu silahların Bosnalı Müslümanların eline geçmesiyle savaşın İslam’ın lehine gelişmesini sağlıyordu.

NECMETTİN ERBAKAN! Mekanı cennet olsun.

Bosna paralarını ağızlarına sakız yapanlara inat, O liderler başarmıştı.
2. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük acı,
 Srebrenitsa insanlık tarihine kara bir leke olarak geçerken, 28. Yılında soykırım acısını Müslümanlar olarak yüreğimizde tazecik hissediyoruz.

Zamanın ilerlemesiyle acımız azalsa da kaybettiklerimize özlem giderek artıyor.

O toprakların bir parçası olarak şahsen, bütün şehidlerimizi rahmetle anıyorum ve hepimize sabırlar diliyorum.
Köleli
ği kabul etmeyen Aliya’nın liderliğinde Avrupa’nın tam ortasında bağımsız bir Müslüman ülke kurulmuş oldu.

Bosna Hersek.

Dediğim gibi liderler başarmıştılar.
Soykırım ise unutulmamalıdır, şayet unutulursa yenisi yaşanır.

Müslümanlar olarak bu yaşananlardan ders çıkarmalı tekrardan en kısa zamanda ümmet olmalıyız.
Çünkü yeryüzüne huzur ve barışı tesis etme görevi Müslümanlarındır. İslam Coğafyası’nda ise bu görev Türkiye’nindir.

Bu sorumluluğumuzu hatırımızdan çıkarmamalı ve bütün insanlığın kurtuluşu için mücadele etmeliyiz. İnanç ayrımı yapmadan söylüyorum.

Bir avuç kimse hariç, tüm insanlık adalete özlem duyuyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.